Zamana Dokunmak: Unutuşun Estetiği ve Hafızanın Gölgesi

 Unutmak Bir Kusur mu, Yoksa Sanatsal Bir Eylem mi?


Hafıza, çoğu zaman sadakatin bir teminatı gibi görülür. Ama ya gerçek sadakat, unutmanın içinde saklıysa?

Sanat sadece hatırlamakla mı ilgilidir, yoksa bazen unutarak mı yaratır kendini?


Zamanın içinden süzülen her imge, kendinden bir şey kaybederken başka bir şeye dönüşür. Ve biz bunu fark etmeden, belleğimizin çatlaklarında hem kaybederiz hem yaratırız. İşte bu yazı, unutuşun karanlığında nasıl bir estetik parıltının var olabileceğini sorguluyor.




I. Bellek Bir Mekân Değildir


Hafıza çoğu zaman bir çekmece gibi görülür: Açılır, kapanır, içerideki dosyalar düzenlenir. Oysa hafıza, statik bir mekân değil, yaşayan bir varlıktır. Onu her hatırladığımızda, aslında yeniden şekillendiririz. Dolayısıyla her hatırlama, bir tür unutuş da içerir.


Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde”sinde olduğu gibi, hafıza doğrudan erişilen bir şey değil, zamansal bir bulanıklığın içinde beliren duygudur. O zaman bellekle yaratmak, mutlak bir bilgiyle değil; sezgiyle, şiirle, tortuyla çalışmaktır.




II. Unutuş Bir Bozulma Değil, Dönüşümdür


Unuttuğumuz şeyler aslında bizden silinmez; yalnızca biçim değiştirir.

Ressamın ilk eskizlerini unutarak son halini yaratması gibi, bir müzisyenin içinden geçen melodilerin sadece birkaçının notaya dökülmesi gibi…


Sanat, eksik olanı kabul etme sanatıdır.

Her yapıt bir yoksunluğun izini taşır; tamamlanmış gibi görünen her şey, aslında yarım kalmaya razı olmuş bir bütünlüktür. Çünkü bütünlük, boşluksuzluk değil; boşlukla birlikte yaşama cesaretidir.




III. Zamanı Şekillendirmek: Sanatın Hafızaya Müdahalesi


Sanatçının en büyük yetisi, zamanı durdurması değil; onu yeniden kurgulamasıdır.

Bir fotoğraf, geçmişi dondurmaz; gelecekte başka bir göz için yeniden doğar.

Bir tablo, yapıldığı andaki hisle değil, bugün bakarken hissettirdikleriyle yaşar.


Bu yüzden her sanat eseri, aynı zamanda bir zaman kırılmasıdır.

Sanatçı unuturken yaratır; izleyici hatırlarken yeniden unutur.

Ve bu döngü, aslında insanın kendini tekrar tekrar keşfetme sürecidir.

Unutmanın Poetikası


Unutmak, çoğu zaman bir başarısızlık gibi kodlanır.

Oysa unutuş, hafızanın en özgür halidir.

İnsanın unutarak yeniden şekillendirmesi, bir tür içsel şiir yazımıdır.


Ve belki de, gerçek sanat; hatırlamakla değil, ne zaman unutmamız gerektiğini sezmekle başlar.

Tıpkı bir heykeltıraşın fazlalıkları yontması gibi…

Tıpkı bir şairin söylemek istediklerini, kimi zaman söylemeden bırakması gibi.


Popüler Yayınlar